Granqvist sene sonunda Yobo'nun İngiltere'ye dönme ihtimaline karşılık elde tutuluyormuş. 15 Haziran'a kadar geçerli bir protokol yapılmış kulübü ve kendisi ile.
Çok güvendiğim bir kaynaktan aldım detayı.
Benim çok beğendiğim ve devre arası alınmasını beklediğim bir oyuncuydu.
Hayırlısı olsun
31 Ocak 2011 Pazartesi
28 Ocak 2011 Cuma
Devre arası & Nostalji & Transfer
Uzun bir ara vermek zorunda kaldım Bloga. Normaldir sağlık sorunları ailede diz boyu oldu. İnsan böyle zamanlarda büyüdüğünü hissediyor adeta. Bir anda ne olduğunu şaşırıyorsun.
Dönelim konularımıza...
Devre arası bitti. Lig başladı. Kimine göre iyi bir devre arası geçirip tekrar takım olduk. Kimine göre kadromuz yetersiz ve ne yaparsak yapalım bir sonuç alamayacağız. Ben size duyduklarım ve bildiklerimi aktarayım takımla ilgili.
Öncelikle çalışmaların İstanbul ayağının gayet vasat, moralsiz ve tek düze geçtiğini belirtmekte fayda var. Alex'in kontrat sıkıntısı, Aykut Hoca'nın moralsizliği, takımın üstüne çöken karamsar hava derken takım için koş koştan başka hiçbir işe yaramayan bir çalışma dönemi oldu Samandıra'da. Kafasında takımı bitirmiş olan Kazım ile Gökhan Ünal'a yol verildi. Kazım'ın bedelsiz bırakılmasının sebebi kulüpten 2011 senesi içinde alacağı Aralık ayı taksiti dahil 1,3 mio€ olması idi. Neticede sene sonunda hiç oynamadan bu kadar para alacağına, bonservisi alacağı karşılığı verilerek serbest bırakıldı. Galatasaray'a gitmesi bazı insanları endişelendirsede Aykut Hoca'da, Hagi'de geride kalan tüm futbol camiası Kazım'dan birşey olmayacağını biliyor. Adamın transfer sebebi tamamen taraftarı havaya sokmak içindi ancak tam tersine gayet olumsuz karşılandı bu transfer. Orada da başarısız olacaktır. Bence yönetimin son dönemde yaptığı en olumlu hareketti Kazım'ın bırakılması. Ona verilen şans hiç bir oyuncuya verilmedi. Tüm Fenerbahçe kariyerine bir Gs, bir Chelsea ve bir de Honved maçı sığdırabilen, diğer maçlarda vasatı hiç bir zaman aşamayan, tek yaptığı orta yapacağına çaprazdan abuk sabuk şut vuran bir adamdan bahsediyoruz. zaten Baros olurda dönerse kendisi yedek kulübesine hapsolur oradan da alemlere akmaya devam eder.
Gökhan kendi ayrılmak istedi oynama şansı yakalayabilmek için. Bedelsiz kiraya verildi. Neticede forma girerse çok çok kötüde olsa bir alternatif olabilir. Tekrar yazıyorum kendisi bence büyük takım oyuncusu değildir.
Samandıra'daki keyifsiz antremanları, Yeni Malatya maçı takip etti. Ruhsuz, şuursuz futbol kupadan elenmemize neden oldu. Dediğim üzere o ana kadar takım birbirinden tamamen kopuk ve umursamazdı. Oyuncular adeta antremanları bitse de gitsek modunda yapıyordu. Bunun sonunda olan da her zaman olduğu gibi taraftara oldu. İğrenç bir mağlubiyet daha hazmetmek zorunda kaldık. Olanlar ise o andan sonra oldu. Tüm takım Malatya'daydı. Canı burnuna gelen ve kesin olarak kovulacağını düşünen Aykut Hoca kimi şehir efsanesi olduğunu düşünsede o iki cümleyi söylemiş. " Hepinize teşekkür ederim. El birliğiyle amacınıza ulaştınız. " Bu iki cümleden sonra kapıyı vurup çıkmış. Yabancılar tercüman vasıtasıyla ne olduğunu öğrenmeye çalışırken Emre inanılmaz bir çıkış yapmış. " Eğer bugünden sonra elini taşın altına sokmayacak varsa bu soyunma odasından ....... gitsin. " Ortam iyice gerilmiş. O ana kadar gıkını çıkarmayan bir ton futbolcu birbirine sen şunu yapmıyorsun sen bunu yapmıyorsun diye çıkışmışlar. Kavga gece otelde de devam etmiş. Emre, Alex ve zannedersem Volkan başkanla konuşup suçun kendilerinde olduğunu hocayla alakalı olmadığını söylemişler. Başkanın açık söylemek gerekirse öğrendiğim kadarıyla zaten Aykut Hoca'yı kovmak gibi bir düşüncesi yokmuş. Ancak oyuncuların bu desteğini görünce Başkan, Hocayı aramış ve çık yarın basın toplantısı yap soruları yanıtla ve rahat ol seninle ilgili bir problem yok demiş. Oyuncuların kendi aralarında konuştuğu olaylar arasında gazetelere de çıkan bu adam bizi bir kere olsun satmadı ama biz onu hep yüz üstü bıraktık lafı gerçekten söylenmiş. Lafın sahibi tahmin edeceğiniz üzere gene Emre.
Aslında bu olan tüm olaylar Zico dönemini anımsattı bana. Zico döneminde de bir dönem kötü sonuçlar alınmış ve oyuncuların özellikle Tümer, Ümit ve tuncay önderliğinde kitlenmesiyle olaylar pozitife dönmüştü. Hatta başkan Zico'nun kardeşi ile kavgasından sonra tüm ekibi kovmayı düşünmüştü. Hatta olayın ertesi günü Spalletti'ye açık çek verilmişti. Daha sonra ise kararından vazgeçti. Bu olaydan vazgeçmesinin temel sebebide oyuncuların, hocaları ile kitlenmesi olmuştu. Size açık söyleyeyim. Şu anda takımdaki 26 kişiden sadece 3-4 oyuncu hocayı sevmiyor. Geri kalan hepsi hocayı gayet sahiplenmiş durumda. İsimleri zaten az çok tahmin ediyorsunuzdur. Kafanızda olmayan tek ismi söyleyeyim. O da Stoch. Aralık ayında başka takıma kiralık olarak gitmek için yönetime başvurmuş ancak olumlu cevap alamamış. Devamlı yedek kalmaktan rahatsız ve transfer döneminde kandırıldığını düşünüyormuş. Ona çünkü takımın taşıyıcısı olucan, en önemli parçası olucan gibi sözler söylenmiş. Kendisinin düşük form durumunu pek göz önünde bulundurmuyor anlaşılan. En önemli sorun bu tip adamlarda her zaman söylediğim üzere aldıkları para. Bir oyuncu düşünün. Hayatı boyunca maksimum 250.000€ kazanmış. Siz adama bir anda 8 senelik parasını 2 mio€ verirsen böyle adam rahatlar ve düşer. Sayısal çıkan gariban çiftçi olayı.
Bu olayların hepsinin sonunda Antalya kampı tam olarak kenetlenip, tekrar takım olmanın yolunun açıldığı bir periyod olmuş. Takımın önde gelenleri devamlı motivasyon toplantısı yapmış. Selçuk'un neden bir anda ilk 11'e girdiğini de söyleyim. Emre hocayla konuşmuş. Yanımda tekmeye kafa uzatan adam oynasın bende rahat olayım hocam Cristian'la oynarken rahat ileri gidemiyorum, Selçuk yanımdayken daha rahatım diye bir konuşma yapınca Selçuk yeni transfer gelene kadar ilk 11'e girmiş.
Ve herkesin merak ettiği konu transfer. Öncelikle daha önce bu blogda yazdığım bir isim gündemimizdeydi. Ben birazda ondan yazmıştım hem twitter'a hem buraya. Granqvist devre arası alınmak istendi ama olmadı. Ancak sene sonu büyük ihtimalle formamızı giyecek. Ben bu olayı Kasım ayında duymuştum. Sonra dedikodular çoğaldı. Arkadaşın bloga girme sebebi buydu. Herkes haber çıktıktan sonra nereden duyduğumu sordu. Onu tabii ki söylemeyeceğim ama keşke defansa Granqvist'i ileriye de Huseklepp i alsak tweet'i tesadüf değildi belli bilgiye dayalı idi. Huseklepp sonra gündemden düştü ama Granqvist er ya da geç formayı giyecek gibi gözüküyor.
Aykut Hoca'nın basın toplantısında bahsettiği ismi soruyor herkes dünden beri. Bildiklerimi söyleyeyim o zaman. Veloso haberleri doğru. Genoa ile kiralık olarak anlaşıldı ama satın alma opsiyonunu daha vermeye yanaşmamışlar. Bizde kiralık almak istemiyoruz. O yüzden o transfer şu an zor. Ama tabii son gün neler olur bilemem. Ağırlıklı olarak üstünde durulan isim Matuidi. Orada da oyuncu ile ilgili birkaç sorun var. Ama aşılamayacak şeyler değil neticede her zaman para konusur bu işlerde biliyorsunuz. Ben en yakın olarak kulübe Matuidi'yi görüyorum. Bir muhabir arkadaşımla dün gece konuştum. Bana gene bir keşif yapmış olabilirler abi süpriz bir isme hazır olmak lazım dedi. Neticede ucu çok açık. O yüzden pek üstünde durmadım. Duyduğum isimler bunlar. Bana Matuidi en ağırlıklı ihtimal olarak geliyor. Zira kendisi ön libero, sol bek hatta gerekirse defans oynayabiliyor.
Üşenmedim tekrar yazdım. Sonuna da dünkü gelişmeleri ekledim :)
Saygılar...
28 Aralık 2010 Salı
Stoper için isim netleşti
Kayseri ile transferi için görüşülen oyuncu Serdar Kesimal'mış. Hasan Ali Kaldırım için şu anda herhangi bir çalışmamız yokmuş. Bakalım Gökhan'dan ne kadar kazık girecek kulübe.
27 Aralık 2010 Pazartesi
Transfer Gelişmeleri...
En son kulağıma gelenleri yazayım.
Gökhan Ünal'a rus takımından gelen teklif 1,5 mio€'ymuş. Pazarlıklar sürüyormuş. İç pazarda Kayseri ile bir takas üzerinde çalışılıyor ancak ne kadar muhtemel bilemiyorum. Gerçi iki yönetim arasındaki yakın ilişkilerden dolayı herşey olabilir her an. Bizim Hasan Ali ve Serdar ile ilgilendiğimizi herkes biliyor. Şota'nın bırakacağını sanmıyorum ama belki ikisinden biri için Gökhan kullanılabilir.
Orta sahaya yabancı için görüşmeler sürüyor diye duydum. Ancak Fransa pazarı mı orada ciddi şüphelerim var. Geçen hafta bir yöneticinin Almanya'ya gittiği haberini aldım bir muhabir arkadaştan. Belli ki arayışlarımız geniş çaplı.
Bilica aldığı paranın garanti edilmesi halinde Eskişehir'e gitmeyi kabul etti. ancak Es-Es sadece bizim verdiğimiz paranın yarısını veriyor. O yüzden sıkıntı çıkabilir. Dinamo Bükreş'in ilgilendiği söyleniyor ama ne kadar doğruluk payı var bilmiyorum.
Benim bizzat bildiğim bir transfer hamlesi ise sürpriz ama Bobo için. İlk görüşme oyuncu ile olmuş. Kendisi memnuniyetle gelebileceğini ifade etmiş. Bu transfer devre arası mı olur sene sonrası mı o kısmı bilemiyorum. Biraz Guiza'nın durumu ile alakalı sanırım Bobo'nun transferi. Guiza'yı Levante istiyor ancak sadece 1,5 mio € teklif edilmiş bize. Tabii ki reddetmiş bizimkiler. Zamanında satmadığımız için eminim çok pişmandır başkan.
Azeri genç bir oyuncunun kampa davet edildiği haberi çıktı görmüşsünüzdür. Oyuncu A2 takımı için denenecek. Azerbaycan'da inşaat işi yapan bir ahbabıma sordum. Neslinin en parlak yeteneği olarak adlandırılıyormuş. Oyuncunun alınıp A2 takımında ya da Bank Asya'da kiralık olarak değerlendirilme ihtimali varmış. Ben olsam direk alır Bank Asya'ya Kartal'a filan veririm kiralık olarak. Bakarsınız iyi çıkar, gelen referanslar olumlu.
Takıma bir kondüsyoner alınması için Aykut Hoca'ya yönetimden bir talep gelmiş. Kendisi pek sıcak bakmıyormuş ancak bu hafta içi bu konuda gelişmeler olabilir. Malum sene başında Koch'un kalması istenmişti ama o kader arkadaşı Daum ile kalmayı tercih etti doğal olarak. Bakalım gelişmeler nasıl olacak ?
14 Aralık 2010 Salı
Transfer nasıl yapılır ????
Kulüp yönetimi olarak her sene en iyi kadro kurmak için sağa sola saldırır, görüşmeler yapar,milyonlarca Euro'yu transfer parası için harcarsınız, takımı en kaliteli hale getirmeye çalışırsınız. Oyuncuların tüm sorunları ile ilgilenir, bir yandan da kurumsal yapı gereği tesisleşme ve ekonomik faaliyetleri yönetirsiniz.
Bu maddeleri daha onlarca yazabiliriz.
Hangi maddeler sizce gerçekleşiyor ?? Kim üzerine düşen görevi yapıyor ? Kim yapmıyor ?
Öncelikle kulüp yönetimi. Kimsenin sesi tesisleşme ve ekonomik durum için çıkmaz zaten. Kulüp uzak ara Türkiye'nin bu konuda en büyüğü. Şimdi insanların sportif başarısızlık olduğu için hırsla yaklaştığı bu tesislere bundan 5 sene sora bir başka yönetimin elinde herkesin şapka çıkartacağı gerçeğini lütfen kimse kimseden gizlemesin.
Transfer olarak baktığımızda tabii ki eksikler görülüyor. İstediğiniz sportif direktörü getirin, istediğiniz yöneticiyi bulun ama Türkiye'de maalesef hala transfer nasıl yapılır bilinmiyor. Dünyanın en büyük menejerlik şirketleri nasıl çalışır, transfer nasıl ucuza yapılır, ben çoğu kulübün bildiğini düşünmüyorum. Bu dönemde bonservis parası vermek kadar büyük saçmalık olamaz. Bir kere Shortlist diye tabir ettiğimiz yani sene boyunca izlenen oyuncular kısmına gelirsek, bu sadece son 2 senedir kulübümüz tarafından yapılmaya başlanan bir uygulama. Yani bir sonraki senenin transferlerini uzun bir dönem takip ediyoruz artık. Ama ne kadar başarılıyız bu konuda sorgulamak lazım. Bu liste oluşturulurken kriter nedir ?? Bu adamları uzun süre izleyip sonra gidip 5 mio€ bonservis ödüyorsan zaten tüm sistemini revize etmen lazım. Bunlar direk fiyaskodur çünkü. Burada amaç ucuza iyi oyuncu bulmaktır. Bir kaç örnekle konuyu size özetleyeyim.
Rasmus Elm : 22 yaşında. İsveçli. Ofansif orta saha oyuncusu. Şu anda Hollanda'nın AZ Alkmaar takımında oynuyor. 2,6mio€'ya 2009 senesinde İsveç'in Kalmar takımından transfer edildi. Şu anki bonservis değeri 5 mio€ civarında. 25 yaşındaki tahmini bonservis değeri, bu gelişimi ile devam ederse 12mio€.
Andreas Granqvist : 25 yaşında. İsveçli. Defans oyuncusu. Hollanda'nın Groningen takımının oyuncusu. 880K€'ya Wigan Athletic takımından 2008 senesinde transfer edildi. Wigan'a 22 yaşında 176K€'ya gelmişti. Şu anki bonservis değeri 3mio€. 27 yaşındaki tahmini bonservis değeri, bu gelişimi ile devam ederse 7,5mio€.
Mike Jensen : 22 yaşında. Danimarkalı. Orta saha oyuncusu. Danimarka'nın Brondby takımında oynuyor. Alt yapıdan yetişme. 2009 yılında pişmesi için Malmö'ye kiralık gönderildi. Şu anda bonservis bedeli 1,75mio€. 25 yaşındaki bonservis bedeli, bu gelişimi ile devam ederse 8mio€.
Bu adamlar büyük ihtimallle sene sonunda İtalya,İspanya ve Almanya gibi büyük liglerde oynayacaklar. Bakmayın hepsinin İskandinav olduğuna. Elime gelen raporlar arasından seçtim 3 tane onları yazdım. Bizim sistemimiz ise tamamen farklı. Göz önündeki adamlara yöneliyoruz. Böyle olunca da bonservis 6-7 mio€'dan açılıyor. Dia'yı siz 2006 yılında Amiens takımından Nancy'e gitmeden keşfetmelisiniz. O zaman 6mio€ değil Nancy'nin yaptığı gibi 1mio€ verirsiniz. Dia'yı bize 6 mio€'ya satan Nancy sizce ne yaptı ??? Boulogne takımından 100K€'ya Alexandre Cuvillier'i kiraladı. Nedenini söyleyeyim. 2011 yılında kontratı biten Dijon takım oyuncusu Sebastian Ribas'ı bedelsiz renklerine bağlayacaklar. Transfer böyle yapılır. Adamı bedavaya alacaklar 24 yaşında 5-6 mio€'ya gene bizim gibi bir takıma satacaklar.
9 Aralık 2010 Perşembe
Ankaragücü Maçı Hazırlıkları... + Transfer gelişmeleri
Devrenin bitmesine iki hafta kala gene kritik bir deplasman maçında Ankaragücü karşısına çıkacağız. Geçen sene yaşananları hepimiz biliyoruz. Futbolculuğunda çok sevdiğim Ümit Özat'tan teknik direktörlüğünde nefret etmeme kadar giden olalar zincirini eminim hepiniz hatırlıyorsunuzdur. Bu maçta büyük ihtimalle farklı olmayacaktır. Geçen sene yolumuza taş koyamamanın verdiği hırsla ve Türkiye kupasında takımın hiç ciddiye almadığı maçı yenmesinin getirdiği motivasyon ile gene saldır saldır futbolu oynatacaktır Ümit Hoca. Ancak tabii karşısında bu sefer aynı takımın olmadığını pek hesaplayacağını zannetmiyorum zira kendisinin son 2 aydır temel hesabı kulüpten ne kadar alacağı olduğu ile ilgili. Villadan kazandığı paralara saysın, sonra konuşsun. O konuda bayağı geniş bilgiye sahibim, bir ara uzun uzadıya yazarım.
Hafta sonu maça Volkan - Gökhan - Lugano - Yobo - Caner - Emre - Cristian - Dia - Topuz - Alex- Niang on biri ile çıkmamızı bekliyorum. Niang ve Caner'in dün antremanda geçirdiği sakatlıklar pek önemli değilmiş. Duruma göre ikisi de bugün dinlendirilecekmiş. Guiza gene kadroya alınmayacak. Yanlız arayı hızla kapatıyormuş Türkiye kupası maçlarında sahada görürsek şaşırmayalım.
Maçın teknik analizini yapmayacağım zira böyle maçlarda istediğiniz kadar konuşun olay sahada bitiyor. Özellikle bu sene Fenerbahçe bizi hep ters köşe yapmakta çok maharetli. İlk yarı farklı takım, ikinci yarı farklı bir takım çıkıyor sahaya adeta. Ama ben Ankaragücü'nün gerideki zayıf yapısı nedeniyle Alex'ten özellikle ek katkı bekliyorum bu maçta. Türkiye'ye geldiği ilk senelerdeki kabusu olan Hürriyet gene marke edecektir maç boyu ama Alex artık gerçekten aştı bu adam markajı işini. Tabii bunda Emre'nin sazı ele almasının etkisi büyük. Baktı adam peşinden ayrılmıyor, giriyor iki stoperin arasına orta sahayı boşaltıyor, bir anda bizim sağ kanat inanılmaz işlerlik kazanıyor geniş alandan dolayı. Bu maçta Dia faktörüde sahada olacak, o yüzden ben genel olarak rahat bir mücadele bekliyorum.
Transfer konusuna gelince. Dün duyduğum bir olay beni bayağı şaşırttı. İki transfer istiyormuş Aykut Hoca. Bir stoper ve bir orta saha. Orta saha oyuncusu klasik bir ön libero olmayacakmış. Tipik bir orta saha oyuncusu istiyormuş. Benim kulağıma bir isim geldi. Bunu teyit ettirdikten sonra buraya yazacağım.
Stoper işi ise kontenjana bağlı olacak. Santos ve Cristian'ın yollanma olayı rafa kalktı gibi. Santos'a sadece uçuk bir teklif gelirse yollanması gündeme gelebilir. Bu arada Santos devreyi tüm takımdan bir hafta önce açıcakmış diye duydum. Fazla kilolarını vermesi için yoğun bir program uygulanacakmış.
Stoper için yurt dışında oynayan yerlilere yöneleceğiz gibi gözüküyor. Bir muhabir arkadaşım Kuzey Avrupa'dan hem stoper hem ön libero oynayabilen bir oyuncu takip ediyorlar dedi ama ismi söylemedi. Bunu da öğrenirsem buradan yazarım.
6 Aralık 2010 Pazartesi
Fenerbahçe : 2 - Kardemir Karabük : 1
Bol mücadeleli ve gollü geçmesi beklenen maç, beklentilerin çoğunlukla uzağında kaldı. Gol pozisyonu açısından özellikle FB beklentilerin uzağında kaldı. Temel olarak neden araştırmaya gerek yok zira takımın hucum hattında Niang ve Stoch'un ciddi form düşüklüklerini temel sebep olarak yazabiliriz bu konuya. Aykut hoca maçtan sonra kafasında maça Dia ile başlamak olduğunu ancak oyuncunun sakatlığından sonra Stoch'a döndüğünü belirten bir açıklama yaptı. zira bence de bu doğru karar. Stoch saman alevi gibi oyunda sadece bir iki kere parlayıp sonra temelli kayboluyor. Niang sakatlığından sonra ürkek ve tedirgin oynuyor. bu da saha içindeki hareketlerine yansıdı. Mümkün olduğunca ikili mücadeleye girmemeye çalışıyor zira benim anladığım hala canı acıyor. Bu dönemde hazır rahat takımlarla oynarken Semih'i kullanmak daha doğru diye düşünüyorum. İki maç oyuna ihtiyaç halinde girse bence daha faydalı olur, hemde Semih formunu üst düzeye çıkarmışken daha fazla süre almış olur.
Maçın özeti Karabük'ün birbirinin kopyası iki pozisyon bulup gole çevirmesi ve bizim artık klasik diyebileceğimiz frikik organizasyonu ile attığımız gol ve Mehmet'in harika ortasına Alex'in geriden koşu yaparak tamamlamasıydı. Semih'in 90.dakikada kaçırdığı golü saymıyorum zira oyuna daha yeni girmişti, böyle durumlarda ben genelde forvet oyuncusunu golü kaçırdı diye suçlamam. Üç puan önemliydi aşağı ve yukarı ile puan farkını korumak için. Devre arasına bu durumda girersek ciddi bir avantajımız var diye düşünüyorum. İçeride ki Trabzon maçı kilit olur zira puan farkı düştüğü andan itibaren ben TS'nin o baskıyı kaldırabileceğini düşünmüyorum. Bursa zaten geçen seneki takım değil. Kayseri yavaş yavaş aşağı iner. Ne olursa olsun bence bu sene ilk 4'ü dört büyükler tutacak. 6s dahil herkesten ikinci yarı çok ciddi bir yükseliş bekliyorum.
Teknik açıdan maçı incelersek kör dövüşü bir maç oldu. Fazla boğuşmadan futbolun güzelliklerini izleyemedik dersem yeridir. Tabii ki Alex'i farklı bir yere koyuyorum bu konuda zira gene yaptığı enfes hareketlerle gözümüzün pasını sildi.
Puan maçıydı, kazandık, ikinci yarı sakatların iyileşmesi ile çok daha iyi bir Fenerbahçe'yi sahalarda göreceğiz. Bu konuya inancım tam. Ankaragücü maçı gene sıkıntılı bir döneme denk geliyor. Çok sevgili eski kaptanımızın gene gözünü hırs bürür büyük ihtimalle ve sert,gergin bir mücadele bizi bekler. Umarım herhangi bir sıkıntı yaşamayız.
Transfer konusuna gelince. Her gün yeni dedikodular çıkıyor. Bu sene şampiyonluğu riske atma lüksü yok bu yönetimin. Bu yüzden ne gerekiyorsa yapılır diye düşünüyorum.
Karabük maçında sahanın en iyileri : Emre - Cristian
Takımın en kötüsü : Stoch
Ayrıca artık Aykut Hoca'nın oyuna müdahele konusunda kendini biraz değiştirmesi lazım. Alex'in çıkmaması gereken maçta 70'de cart diye oyundan alıyor. Sahada olmadığı dünkü maçta 90.dakikaya kadar sahafa tutuyor. Çok tutarsız davranıyor. Temel sebep kim dersiniz. Basın sağolsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



